İsdemir, Çelik-İş, yetki, yetkisizlik ve genel müdür (1)

dogan-suslu-kose

MEDYATİK BAKIŞ

Doğan SÜSLÜ

İletişim:0 532 728 45 53

e-mail:medyatikbakis@hotmail.com

İsdemir’de, yetkiye çok yakın olan Çelik-İş Sendikası Genel Merkezi, İskenderun Şube yönetimi ve sendikaya  üye işçiler rahat tavırlar sergilerken, malum sendika bir çırpınış lafı tutturmuş gidiyor… Yetmiyor, misafir sendikadaki işçi kardeşlerimiz, İsdemir Genel Müdürü Recep Özhan  beyin “Ben, evine ekmek götüren hiçbir işçi kardeşimi evden çıkarmam” türünden demecine inandırılmak isteniyor. Allah, İsdemir Genel Müdürü Recep Özhan beye selamet, sağlık, başarı ve uzun ömürler versin. Benim Sayın Özhan’ın iyi niyetinden kuşkum yok. Ancak biliyorsunuz hiçbir makam sonsuz değildir. Bugünün genel müdürü, yarının emekli genel müdürü olabilir. Ya da benzer atanmışlar, tazminatları ödenmek şartıyla bir anda makamlarını ve yetkilerini kaybedebilirler. Yeni atanacak genel müdürün işçileri işten çıkartıp çıkarmayacağı ise tekrardan düşünülecek bir durumdur. Yani bugün Recep beyin çıkarmayı düşünmediği bir işçiyi, yarın bir başka genel müdür işten çıkartabilir. Bunun garantisi yoktur…

*Elbette “Yok böyle bir şey diyecektir…”

Bir de Allah aşkına şöyle bir düşünün. Tamam, Recep Bey iyi niyetli ve sözlerinin arkasında, kabul. Peki hangi Genel Müdür “Ben işçi çıkartmayacağım” demez ki? Ne bekliyorsunuz yani Recep Bey dahil tüm genel müdürler “Elime, elimize yetkisizlik gibi bir bahane geçerse, bu fırsatı iyi kullanıp belli oranda işçi çıkartacağız. Beğenmediğimiz, yeterince eğitimli bulmadığımız işçileri kapının önüne koyacağız. Ananızdan emdiğiniz sütü, burnunuzdan fitil fitil getireceğiz”  türünden mi konuşacaklar?  Elbette işçinin yüreğine su serpip “yok böyle bir şey” demek durumundadırlar. Hiçbir işveren, hiçbir genel müdür yapacağı işten çıkartmaları, ortada yetkili sendika varken, elinde fırsat ve dayanak yokken, böylesi bir tasarrufu erkenden açıklamaz. Kendini yıpratıp, üretim verimi açısından işletmeyi riske atmaz…

Devamı için tıkla

Ne zaman insan olduğumuzu hatırlayacağız?!…

dogan-suslu-kose

MEDYATİK BAKIŞ

Doğan SÜSLÜ

İletişim:0 532 728 45 53

e-mail:medyatikbakis@hotmail.com

Sosyal medyada insan olarak bizleri utandıran kimi video görüntüler paylaşılıyor. Baştan sonra İzlemeye yürek dayanmayan görüntüleri görünce ”insanoğlu, insanlıktan çıkmış” diyebiliyorsunuz. İnsan kasapları olarak anılan ve Ortadoğu da oldukça kötü bir şöhrete sahip olan IŞİD militanları, bir çırpıda onlarca, yüzlerce insanın kafasına sıkabiliyor, parçalanmış beyinler ve kafalar etrafında zafer naraları atabiliyorlar…

*Satırla kafa kesmek

Yine insanlıktan, dinden ve vicdandan nasibini almayan bu insan görümümüzdeki yaratıklar, elleri arkadan bağlı masun insanları ya döner bıçaklarıyla boğazlamakta ya bildiğimiz satırla birkaç satır darbesiyle esir aldıkları kişinin kafasını gövdesinden ayırmaktalar. Örnekleri çoğalmak mümkün ama biliyorum ki bu satırları okurken bile tüyleriniz diken diken ve pek çoğunuzun  içi bir fena oldu… Sözde “Allah, kitap, din iman” diyen bu vahşi katillerin hep Allahsız hem kitapsız hem de imansız oldukları artık kesin olarak bellidir. İki ayaklı bu yarattıkların insan olarak kabul edilmeleri için sanırım dünyaya yeniden insan olarak gelmeleri, insani duygular, vicdan ve merhametle yeniden donatılmaları gerekir…

*Bizim yaratıklar…

Bizleri insan olarak üzen hadiseler sadece Ortadoğu da mı gerçekleşiyor? Elbette hayır. Yanılmıyorsam Bursa’da bir kesimhanede kaydedilen cep telefonu görüntüleri yine bir vahşeti bizlere belgeliyor. Hamile bir inek vinçle kesim için baş aşağı kaldırılıyor. İnek boğazından kesilirken diğer yandan da karnına atılan bir bıçak darbesiyle işkembesi ve bağırsağıyla beraber daha dünyaya gözlerini açmamış buzağı dışarı alınıyor. Buzağı can havliyle yerde böğürürken, insanlıktan nasibini almamış bizim yaratıklar, bu kez kıs kıs gülüp inek ve yavrusunun içler acısından müthiş zevk alıyorlar…

Devamı için tıkla

Emekçiler, Çelik-İş, İsdemir ve acı fatura

dogan-suslu-kose

MEDYATİK BAKIŞ

Doğan SÜSLÜ

İletişim:0 532 728 45 53

e-mail:medyatikbakis@hotmail.com

Bu köşe yazımın öncelikle, İsdemir işçilerinin aileleri yani eşleri, çocukları ve aile büyükleri tarafından okunması dileğimdir.  Aile reisi konumundaki çelik işçisinin bilmeyerek ya da bilerek hatalı bir davranış sergilemesi demek ağır ve acı faturayı öncelikle kendisinin ödemesi ardından da faturanın aile bireylerine pay edilmesi demektir. Konuyu biraz açmak istiyorum. Çelik-İş Sendikası’nın yetki için açık ara önde olunduğunu bilmeyen yok. Çelik-İş ekarte edilmeye ve kimi Bizans oyunları döndürülmeye çalışılsa da, yetkiye Çelik-İş Sendikası çok yakın görünüyor. Yetkiyle ilgili olarak rahat olan taraf  Çelik-İş Sendikası’dır.  Diken üstünde olan ise diğer sendikadır… Her şeye rağmen “Yetkisizlik” tehlikesi de emekçi kardeşlerimizin ve aile fertlerinin beyninde olmalıdır.  Yetkisizlik, işçi kardeşlerimizin evlerinde icra şoku yaşamaları, Yetkisizlik,  işverenin, amirin “Yarın işe gelmeyeceksin. İşten çıkartıldın” deme keyfiliğidir…

*Zararı, kandırılmış işçiler ve aileleri görecektir…

Aslında beyin yıkama yöntemi ve diğer bazı taktiklerle Çelik-İş’ten kopartılan emekçi kardeşlerimiz, sadece bir noktadan uyanabilirler. Malum sendika, Türkiye genelinde % 94 oranında sendikasız işyeri varken, buralarda en baştan örgütlenmek yerine, örgütlü yani sendikalı işyerlerinde işçilerin birliğini bozmayı ilke edinmiştir. Bölünmüş işçiyi işveren karşında yetkisizlik anlamında çaresiz bırakmak, işverene hizmet ve destek, işçiye ise kesin olarak ihanettir. İlaveten, işçinin kazanılmış haklarının yok sayılması yine emekçinin işverene peşkeş çekilmesi demektir. Bugün bu ihanet takımının çekirdek kadrosunun tuzu kurudur. Pek çoğunun emekliliği gelmiş, mevcut birikimleri ve malum sendikadan nemalandıkları ile bundan sonraki yaşamlarını garantiye almışlardır. Yetkisizlikte, işten çıkarılma da, işverenin dilediği gibi at oynattığı süreçte, işaret ettiğim işbirlikçiler çok fazla zarar görmeyecektir. Asıl zararı, kandırılmış iyi niyetli işçilerimiz ve aileleri, çok ağır bedeller ödeyerek göreceklerdir…

Devamı için tıkla

Bölgenin ve Arsuz’un elektrik sorunu

dogan-suslu-kose

MEDYATİK BAKIŞ

Doğan SÜSLÜ

İletişim:0 532 728 45 53

e-mail:medyatikbakis@hotmail.com

Elektrik kesintisi anlamında özellikle Arsuz, Arsuz olalı böyle bir zulüm görmedi. Geçtiğimiz temmuz ayında tatilcileri çileden çıkaran elektrik kesintileri hem sinirleri bozdu hem de ekonomik kayıplara neden oldu. Elektrik olmayınca hayat önemli ölçüde duruyor. Konuyla ilgili olarak İskenderun Ticaret ve Sanayi odasında bir konuşma yapan İTSO Meclis Üyesi Müfit Tennioğlu özetle “Enerji olmadan hayat durur. Bütün trafolar bakımsız. Yıllık bakımlar yapılmıyor. Yapılmadığı için de ancak arızalar ortaya çıkınca bakımlar yapılıyor.  . Elektrik konusu acil çözüm gerektirir.  Dünden beri bizim kooperatif bölgelerinde iki gündür elektrik yok! Varsa da bir saat veriliyor, tekrar kesiliyor. Su keza öyle. O bölgenin bütün su ihtiyacı, elektrikli pompalarla karşılanıyor. Arsuz bölgesinde suyu döşenmiş, belediyenin getirdiği bir kaynak su yok. Su hayattır, eğer suyunuz yoksa hayat durmuş, demektir” şeklinde konuşmuştu.

*Arsuz Kaymakamı Baysal durumu rapor etmiştir

Arsuz’a geçen yıl temmuz ayında atanan Arsuz’un ilk Kaymakamı Fatih Baysal, Arsuz’un elektrik sorununu kucağında buldu. Yüksek Lisansa sahip Kaymakam Baysal, sanırım elektrik sorununu kapsamlı bir biçimde masaya yatırmış ve yapılması gereken işleri kısa, orta ve uzun vadede rapor olarak Hatay Valiliği’ne ve ilgili bakanlıklara göndermiştir. Kaymakam Baysal için Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha da önemli bir şanstır. Biliyorsunuz Başkan Culha Elektrik Mühendisi. Aynı zamanda bölgenin çocuğu. Elektrik yatırımları anlamında nerede ne yapılacak en iyi bilenlerden biri de odur…

Devamı için tıkla

Bana, rüyamda 7 değil 14 kurşun sıktılar…

dogan-suslu-kose

MEDYATİK BAKIŞ

Doğan SÜSLÜ

İletişim:0 532 728 45 53

e-mail:medyatikbakis@hotmail.com

Rüyamda olduğunu en başta yazıyorum ki, sevgili okurlarım fazla heyecanlanmasılar. Rüya bu işte. “Doğan Süslü’ye, kim, neden sıksın?” diye sormayın. Kimseyle bir husumetim yok ama rüyamda 14’lü ile bana tam 14 tane sıktılar… Bir başka anlatımla, Türk Metal Bölge Sorumlusu Metin Önde ’ye sıkılan 7 kurşunun tam iki katını bana sıktılar… Saldırı nasıl mı oldu? Emanet bir otomobille ( benim otomobilim yok) gece eve doğru yol alıyorum. Tam mahalle girişinde adamın biri saydırıyor bana… Gece karanlığında silahın nereden ateşlendiğini bile bilemiyorum. 14 mermi tükendikten sonra otomobilden iniyorum. Kardeşim 1 değil, 7 değil 14 mermiye maruz kalmışım. Korkmadım desem yalan olur. Elbette ürkmüşüm…

*Buda size kapak olsun…

Saldırgan yedek bir şarjör ile gelmiş olabilir diye eğilerek otomobilden iniyorum. O telaşla yerde bulunan tır tırtılı madeni bir gazoz kapağı parmağıma batıyor. Parmağımda acı hissediyorum. Parmağımdaki ılıklıktan birkaç damla kanın süzüldüğünü anlıyorum. Kapağı yerden alıyor “Ulan mermilerinizle kanımı akıtamadınız ama bir gazoz kapağı kanımı akıttı. Alın bu kapağı, bu da size kapak olsun” diyerek ve kapağı fırlatasım geliyor ama soğukkanlı olmalıyım diyerek bu tepkiden vazgeçiyorum…  

*Kurşunlar, otomobilin bel altına geldi

Sokak aydınlatma lambasının ışığından yaralanarak otomobile bakıyorum. Birinci kurşun, sağ ön kapı alt tarafına, İkinci kurşun sağ çamurluk alt tarafına, üçüncü kurşun sağ arka kapı nikelaj altına, dördüncü kurşun sağ arka teker tasına,  beşinci kurşun bagajın alt tarafına, altıncı kurşun arka tamponun altına, yedinci kurşun egzoz gövdesine geliyor…  Kalan yedi kurşunda, asfalta, refüje, çimene, kaldırıma, çöp bidonuna, çiçeğe, böceğe geliyor…  Özetle çok şanslıyım. Kurşunlar kullandığım otomobilimin bel altına geliyor…

Devamı için tıkla

Hızlı düşün, sakin ol…

dogan-suslu-kose

MEDYATİK BAKIŞ

Doğan SÜSLÜ

İletişim:0 532 728 45 53

e-mail:medyatikbakis@hotmail.com

 

Adamın biri Afrika´da safariye çıkarken, yanına minik köpeğini de almış. Minik köpek bir gün ormanda dolaşıp, kelebekleri kovalar, çiçekleri koklarken kaybolduğunu fark etmiş. Ne yapacağını düşünürken bir de bakmış ki karşıdan bir leopar geliyor ve belli ki günlük yiyeceğini arıyor.

– Şimdi başım dertte, diye düşünmüş köpekçik . . .

Etrafına bakmış yerde kemik parçalarını görmüş. Hemen arkasını leoparın geldiği yere dönerek kemikleri kemirmeye başlamış, bu arada da arkadaki hareketi kestirmeye çalışıyormuş. Leopar tam saldıracakken minik köpek kendi kendine konuşmuş:

Devamı için tıkla

İskenderun Ticaret ve Sanayi odası yine huzursuz

dogan-suslu-kose

MEDYATİK BAKIŞ

Doğan SÜSLÜ

İletişim:0 532 728 45 53

e-mail:medyatikbakis@hotmail.com

İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası  (İTSO) dün Temmuz ayı olağan meclis toplantısını gerçekleştirdi. Meclis toplantısı öncesi, gün içerisinde İTSO yönetim kurulu toplandı. Toplantı sırasında maalesef yine bir yönetim kurulu üyesiyle diğer bir isim arasında gerginlik oluşmuş, sözlü tartışmalar toplantının tansiyonunu bir anda yükselmiştir. Kimi çevrelere göre olay fiziki saldırı boyutuna gelmiştir. Ben böyle bir iddiayı abartılı buluyor, böylesi bir fiziki müdahalenin net bir biçimde olduğuna inanmıyorum.  Belki hafif yollu bir itiş kalkış ve araya giren tarafların olduğu bir kargaşa ve ağız dalaşı olmuştur ama bu bile İTSO yöneticilerine, yönetim kurulu üyelerine yakışmamaktadır…

*Ticaret Odası’nı en son üç ay önce yazmıştım

İTSO aylardır huzuru arıyor. Basın mensupları olarak adını İskenderun’dan alan bir kurumu bu manada yazmak inanın beni mutlu etmiyor. İTSO Başkanı Levent Yılmaz benim iyi niyetimi ve konuyla ilgili hassasiyetimi bilir. Bakın İTSO ile ilgili olarak en son 17 Nisan 2014 tarihinde “İTSO’da son durum” başlıklı bir köşe yazmışım. O günden sonra tam 3 aydır İTSO konusuna değinmedim ve sorumlu davranarak hassasiyet gösterdim. Peki ne oldu? İTSO huzura kavuştu mu? Hayır… Hala huzursuzluk kazanı kaynıyor ve İTSO hala aradığı huzuru bulamadı. Demek ki gazeteci yazmayınca, gazeteci haber yapmayınca da İTSO’da sular durulmuyor. Ters giden bir şeylerin olduğu kesin. O halde, gazeteci, medya ve yayın kuruluşları suçlanacağına, çuvaldızlar, iç bünyede biraz da İTSO üyelerine, yönetim kurulu üyelerine ve meclis üyelerine dokunmalıdır…

Devamı için tıkla

Metin Önde, kahpe saldırı ve işçinin özgür iradesi

dogan-suslu-kose

MEDYATİK BAKIŞ

Doğan SÜSLÜ

İletişim:0 532 728 45 53

e-mail:medyatikbakis@hotmail.com

Öncelikle,  Türk Metal Sendikası Bölge Sorumlusu Metin Önde ’ye yapılan silahlı saldırı girişimi için Metin Önde ‘ye geçmiş olsun diyorum. Metin Önde’nin 7 kurşunlu çirkin saldırıdan yara almadan kurtulmasına, Yüce Allah’ın, onu çocuklarına ve ailesine bağışlamasına sevindim.   Moda deyimle saldırı kahpece yapılmıştır. Şiddet, zorbalık, terör ve sendikal mücadeleye kurşun yağmuru, asla kabul edilebilecek bir hadise değildir. Bu nedenle kalleş saldırı girişiminin geçmiş olmasını diliyorum…  Sendikal mücadele, kaba kuvvet ve silah içermeyen etik kurallar içinde yiğitçe yapılmalıdır…

*3003 Çelik İşçisi

Çirkin saldırı sonrası gelişmeler takibimdeydi. Aşırı sıcak havadan dolayı öğle istirahati için iş yerimden evime geldim. Akıllı telefonum elimde, kanepeye yayıldım. Gelişmeleri internet üzerinden an be an takip etmeye devam ettim…

Bir süre sonra Çelik-İş Sendikası’ndan 3003 kişinin saldırıya tepki olarak topluca istifa edip, Türk Metal Sendikası’na geçtiğini gördüm. Hemen İsdemir’e gittim.  İsdemir’de davullar çalınıyor, işçiler halay çekiyordu.  Coşku büyüktü. Türk Metal Sendikası İskenderun Şubesi önündeki durumu görmek için yeniden İskenderun’a döndüm. Sendika önünde “Başkan Önde nerede, biz oradayız” sloganları yeri göğü inletiyordu.  Bölge Sorumlusu Metin Önde’ye silahlı saldırı geri tepmiş ve 3003 işçi bir anda Türk Metal saflarına katılarak sendika şubesi önünü bayram yerine çevirmişti…

*Hazırlık yaptıklarını öğrendim

Türk Metal Sendikası Genel Merkezi ’den de İskenderun Şubeye sevinç yansımaları oluyordu. 3003 İsdemir işçisinin metale geçmesinin gurur ve mutluluğu Genel Başkanı ve diğer üst düzey yöneticileri mutlu etmiş, hepsi sırayla ilk etapta telefonla Metin Önde’yi kutluyorlardı. Ardından genel başkan ve genel merkez yöneticilerinin ilk uçakla İskenderun’a gelmenin hazırlıklarını yaptıklarını öğrendim. Önde’yi ve 3003 işçiyi genel merkez yalnız bırakmama arzusundaydı… Coşku giderek büyüyor, sendika önünde izdiham artıyordu.

*Ter iyice rahatsız edince…

Sıcakta iyice artmıştı. Halay çekenlerin ve onları izleyenlerin sıcak nefesleri adeta sauna etkisi yaratıyor, herkesin teri iyice artıyordu. Ben de sıcaktan bunalmış ve terden sırılsıklam olmuştum. Ter beni iyice rahatsız edince uyandım. Meğer öğle sıcağında evdeki kanepede uyuya kalmışım ve böyle bir rüya görmüşüm.

*Ne zaman başın düşerse dara…

Kalkıp elimi yüzümü yıkadım. Güncel bilgiye ihtiyacım vardı. “Ne zaman başın düşerse dara, Mehmet Güngör’ü” ara sloganıyla tanınan, Çelik-İş Sendikası İskenderun Şube Sekreteri Mehmet Güngör’ü telefonla aradım ve “son durum nedir Mehmet Bey? “diye sordum. Şube Sekreteri Güngör “Doğan abi. Sayımızda, ufak tefek gidiş gelişleri saymazsak pek değişiklik yok. Yani Çelik-İş olarak halen 3000’nin üzerinde üyeye sahibiz ve Allah’ın izniyle yetkiye çok çok yakınız” dedi. Güncel bilgiyi almıştım. Teşekkür edip, telefonu kapattım.

*”Geçmiş olsun” deme zamanıdır

Özetle, Metin Önde’ye kahpe pusu, kalleş saldırı hiçbir şeyi değiştirmemişti…  Hemen her şey saldırı öncesindeki gibiydi…   Hain saldırı, haber değeri olduğu için yerel gazetelere, manşetlere, haberlere,, köşe yazılarına yansımış,  görüntülü söyleşilere dönüşmüş ancak  işçinin özgür iradesini etkilememiş ve değiştirmemişti…  Düzen ve gidişat iki gün öncesinin aynısıydı. Değişik tek şey benim istem dışı bir rüya görmemdi. Gördüğüm rüya da muhtemel bir Metin Önde rüyasıydı… Oysa şimdi rüya zamanı değil…  Şimdi, işçinin özgür iradesine saygı duyma ve Metin Önde’ye geçmiş olsun deme zamandır. Geçmiş olsun Metin Önde…

 

 

Seyfi Başkan, belediye, Yeni İskenderun ve değişecek kafalar (2)

dogan-suslu-kose

MEDYATİK BAKIŞ

Doğan SÜSLÜ

İletişim:0 532 728 45 53

e-mail:medyatikbakis@hotmail.com

Basın toplantısında, Sevgili Başkan biz gazetecilere “Arkadaşlar, artık kafaları değiştirmeliyiz’ dedi ya. Seyfi Başkan aynı telkini yakın çalışma arkadaşlarına, abone ziyaretçilerine, davetli, davetsiz misafirlerine de da yapmalıdır.  Özellikle Ak partinin tabanından tavanına rahatsız olduğu bazı isimlere bu telkinleri cesaretle yapmalıdır…

*Sözde danışmanlar

Resmen danışman olarak görevlendirilmiş resmi danışmanları tenzih ediyorum.  Ben Yüksek öğrenim görmüş ya da yarı mektepli yarı alaylı, ya da sadece hayat mektebini bitirmiş sözde danışmanlara, danışman olmadığı halde ‘ben danışmanım ’diye belediyede boy gösterenleri kast ediyorum.  Sayın Başkan, İskenderun Belediyesi koridorlarını yürüyüş yolu haline getirenlere,  biz gazetecilere söylediklerinin daha fazlasını söylemelidir. Seyfi Başkan, belediye içinde kendi çaplarında rüzgar estirmeye çalışan bazı akrabalarına da  ‘kafaları değiştirmeliyiz’ söylemini üst üste anlatmalı, onların her yanlış davranışının Başkan olarak kendisine fatura edildiği izah etmelidir. Bir işletmede bir üst düzey yönetici, bir iş yerinde ise bir patron olur. Çok başlılık ve birden fazla patron olan yerlerde sadece disiplinsizlik, karmaşa, curcuna ve gürültü olur…. İş ve proje çıkmaz, başarı yerine başarısızlık gelir.

Devamı için tıkla

Seyfi Başkan, belediye, Yeni İskenderun ve değişecek kafalar (1)

dogan-suslu-kose

MEDYATİK BAKIŞ

Doğan SÜSLÜ

İletişim:0 532 728 45 53

e-mail:medyatikbakis@hotmail.com

İskenderun Belediye Başkanlığı koltuğunda 100 gününü dolduran Başkan Seyfi Dingil, 100 günlük icraatlarını anlatmak üzere geçtiğimiz Cumartesi günü biz medya mensuplarıyla buluştu. İskenderun Belediye Meclis Salonu’nda slayt destekli sunumda Seyfi Başkan 100 günde yaptıklarını, halen üzerinde çalıştıkları projeleri ve bundan sonra ne yapacaklarını açıkladı.  Başkan Dingil’in ilk basın toplantısında anlattıkları İskenderun adına gerçekten heyecan vericiydi. Bana göre başkanın anlattığı projelerin dörde biri ya da yarısı bile hayata geçse, İskenderun’un çehresi önemli ölçüde değişir.

*Projeleri hafızlara kazımak istiyor

Seyfi Başkan basın toplantısının hemen başında İskenderun’a bundan böyle ‘Yeni İskenderun’ denileceğini ifade etti. Başkan bunu sanırım iki sebepten ifade etti. Birincisi İskenderun bir manada yeni baştan inşa edilip, dizayn edileceğinin altını çizdi. ikincisi de kayda değer çok büyük çaplı yeniliklerin, projelerin kendi döneminde başlatılıp, gerçekleştirildiğini tescil etmek, bir başka anlatımla Yeni İskenderun döneminin Seyfi Dingil ile başladığını hafızalara kazımak adına anılan ibareyi kullandı…

Devamı için tıkla