Fon vurgunu…

dogan-suslu-kose MEDYATİK BAKIŞ

Doğan SÜSLÜ

 

e-mail:medyatikbakis@hotmail.com

Bir ülkede insanlar alın teriyle kazandığı parasını birikim yaparak değerlendiriyorsa, o paranın güvende olduğuna inanmak ister. Borsaya yatırım yapan vatandaşın6 da beklentisi bundan farklı değildir. Kimse, “Acaba birileri kuralları çiğneyip benim param üzerinden haksız kazanç mı sağlıyor?” endişesiyle yatırım yapmak istemez.

Fon piyasasında yaşanan kriz de bize tam olarak bunu gösterdi. Denetim zayıflarsa, güven sarsılır. Güven sarsılırsa yalnızca yatırımcı bu işten zarar görmez aksine bütün piyasa zarar görür.

Burada yapılması gereken, suçu olanla olmayanı birbirinden ayırmak ve hukuk içinde hızlı, şeffaf ve etkili bir denetim mekanizması kurmaktır.

*Titizlikle araştırılmalıdır…

Öncelikle, usulsüz işlem yaparak haksız kazanç elde ettiği tespit edilenlerin kazançları titizlikle araştırılmalıdır. Eğer bir kişi başkasının zararına, kuralları çiğneyerek kazanç sağlamışsa, elde ettiği haksız kazancın tespit edilmesi ve kanunun öngördüğü şekilde geri alınması gerekir. Bunun yolu da söylentilerden, siyasi tartışmalardan veya sosyal medya kampanyalarında aranmaz, delilden, bağımsız denetimden ve yargıdan geçer.

Fon vurgunu iddiaları varsa, bunların üzeri kapatılmamalıdır. Kim ne yaptı, hangi işlem hangi tarihte gerçekleştirildi, kim ne kadar kazandı, kim zarar gördü? Bunların tamamı ortaya çıkarılmalıdır.

Ancak burada önemli bir ayrım var. Bir kişiyi yalnızca iddia üzerinden suçlu ilan etmek de doğru değildir. Suç varsa delil ortaya konulmalı, soruşturma yapılmalı ve sorumlular yargı önünde hesap vermelidir. Böylece hem yatırımcının hakkı korunur hem de gerçekten suçu olmayan insanların haksız yere hedef gösterilmesinin önüne geçilir. Asıl mesele ise yalnızca geçmişte yaşananları araştırmak değildir. Bir daha aynı sorunların yaşanmaması için denetim sistemi baştan sona güçlendirilmelidir.

Borsada yapılan şüpheli işlemleri erken fark edecek sistemler daha etkin çalıştırılmalıdır. Olağandışı fiyat ve işlem hareketleri anında incelenmeli ve dikkatle izlenmelidir. Şirketlerin ve fonların mali tabloları daha sıkı denetlenmeli, yatırımcıya sunulan bilgiler açık, anlaşılır ve zamanında olmalıdır.

*Denetim, önceden ve sürekli yapılmalıdır…

Kısacası, denetim yangın çıkıp alevler her yeri sarınca değil yangın çıkmadan önce yapılmalıdır. Bir başka önemli konu da şeffaflıktır.

Vatandaş parasını yatırdığı şirketin durumunu açıkça bilmelidir. Fonun parasının nerede değerlendirildiğini, hangi riskleri taşıdığını anlayabilmeli, küçük yatırımcı, profesyonel yatırımcı karşısında tamamen bilgisiz ve savunmasız bırakılmamalıdır.

Bunun için yatırımcıların anlayamayacağı karmaşık ifadelerle dolu raporlar yerine, açık ve sade bilgilendirme yapılmalıdır.

*Peki hisse senetlerinin değer kaybı nasıl önlenecek?

Burada gerçekçi olmak gerekiyor. Borsada her hissenin fiyatını devletin belirlemesi ya da her düşüşün önüne geçilmesi imkan dahilinde değildir. Hisse fiyatları ekonomik koşullardan, şirketlerin performansından, yatırımcıların beklentilerinden ve çok sayıda başka faktörden etkilenir.

Ancak manipülasyonun, içeriden öğrenenlerin ticaretinin, yanıltıcı bilginin ve diğer usulsüz işlemlerin önüne geçmek mümkündür. Zaten yapılması gereken de budur. Piyasanın doğal hareketiyle suç teşkil eden işlemleri birbirine karıştırmamak gerekir.

Bir şirketin hissesi ekonomik nedenlerle düşebilir. Bu, tek başına suç değildir. Fakat birileri sahte bilgi yayarak, yapay işlemlerle fiyatı etkileyerek veya yatırımcıyı yanıltarak kazanç sağlamaya çalışıyorsa, burada çok daha güçlü bir denetim ve hukuki mücadele gerekir.

Çünkü borsaya güven, yalnızca hisse fiyatlarının yükselmesiyle oluşmaz. Güven, herkesin aynı kurallara tabi olduğunu bilmekle oluşur. Büyük yatırımcı da küçük yatırımcı da aynı kuralların geçerli olduğunu görmeli ve bellemelidir Kuralları ihlal eden kim olursa olsun, elde ettiği haksız kazanç araştırılmalı ve gerekli hukuki süreç işletilmelidir.

Bunun yanında denetim kurumlarının da hesap verebilir olması gerekir. Bir kurum görevini neden zamanında yapmadı? Bir uyarı neden dikkate alınmadı? Bir şüpheli işlem neden incelenmedi? Bu soruların da cevabı verilmelidir. Çünkü denetim yalnızca vatandaşı ve şirketleri denetlemek olmamalıdır. Denetim yapan kurumların da görevlerini doğru yapıp yapmadığını denetlemek gerekir.

*Güveni yeniden inşa etmek…

Bugün ihtiyaç duyulan şey, borsada korku yaratmak yerine güveni yeniden inşa etmektir. Bunun yolu da bellidir: Şeffaflık olacak. Denetim zamanında yapılacak. Şüpheli işlemler hızla incelenecek. Haksız kazanç varsa tespit edilecek ve kanun çerçevesinde geri alınması sağlanacak. Suç şüphesi varsa soruşturma yapılacak. Sorumluluğu tespit edilenler bağımsız yargı önünde hesap verecek. Ve en önemlisi, bütün bunlar kamuoyuna açık ve anlaşılır biçimde anlatılacak.

Borsaya güven, bir gecede kurulmaz. Ama doğru kurallar, etkili denetim ve adil uygulamayla yeniden kurulabilir. Vatandaşın beklentisi aslında çok basit. Paramı yatırdığım yerde kuralların gerçekten uygulandığını bilmek istiyorum. Bu güven sağlanırsa yatırımcı piyasaya bakarken yalnızca “Hisse bugün kaç lira?” diye sormaz. “Bu piyasada benim hakkım korunuyor mu?” sorusuna da gönül rahatlığıyla evet diyebilir. İşte gerçek anlamda güçlü bir sermaye piyasasının temeli de budur. Bütün bunların yanında bir başka önemli mesele daha var.

*Oluşan zarar ve ziyan ne olacak?

Zarar gören yatırımcının “Geçmiş olsun” denilerek kendi kaderine bırakılması kabul edilemez. Usulsüz işlemler sonucunda yatırımcıların uğradığı zarar ile bu işlemlerden haksız kazanç sağlayanların elde ettiği para arasındaki bağ bütün yönleriyle araştırılmalıdır.

Eğer yargı süreci sonucunda belirli kişi veya kişilerin haksız kazanç elde ettiği ve bu kazancın yatırımcıların zararına yol açtığı ortaya konulursa, kanunun öngördüğü usuller çerçevesinde bu kişilerin haksız kazançlarına ve zararların karşılanmasına konu olabilecek malvarlıklarına ve nakit varlıklarına başvurulmalıdır. Amaç yalnızca cezalandırmak olmamalı mümkün olduğu ölçüde mağdurun zararını gidermek esas alınmalıdır.

Çünkü adalet, sadece suçlunun cezalandırılmasıyla tesis edilmiyor. Adalet, mağdurun hakkının da mümkün olduğunca yerine konulmasıyla sağlanır. Borsaya güven, bir gecede kurulmaz. Ancak doğru kurallar, etkili denetim, şeffaflık ve adil uygulamayla yeniden kurulabilir.

Vatandaşın beklentisi aslında çok basit. Paramı yatırdığım yerde kuralların gerçekten uygulandığını ve zarar gördüğümde hakkımı arayabileceğimi bilmek istiyorum. “Bu piyasada benim hakkım korunuyor mu?” sorusuna da gönül rahatlığıyla evet diyebilir.

İşte gerçek anlamda güçlü bir sermaye piyasasının temeli de budur. Kurala uyanın korunduğu, kuralı çiğneyenin hesap verdiği ve mağdur edilenin hakkının arandığı bir piyasa düzeni…

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.