Orman Köylüsünün hak arama mücadelesi sürüyor…

dogan-suslu-kose MEDYATİK BAKIŞ

Doğan SÜSLÜ

 

e-mail:medyatikbakis@hotmail.com

Türkiye’nin dört bir yanında binlerce orman köylüsü yıllardır aynı soruyu soruyor. Devletin çıkardığı kanunlar uygulanmayacaksa neden çıkarılıyor?

Geçtiğimiz günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisinde meyve üreticilerinin yaşadığı sorunları dile getiren Mersin Milletvekili Talat Dinçer‘in konuşmasını dinlerken aklıma orman köylülerinin yıllardır süren mücadelesi geldi. Çünkü sorunların özü aynı. Üreten, emek veren, toprağına sahip çıkan vatandaşın sesi yeterince duyulmuyor.

Orman köylülerinin hikâyesi bugün yaşanmış bir mağduriyet olmaktan öte, kökleri onlarca yıl öncesine dayanan bir sorundur. Özellikle 1982 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında birçok köylü çeşitli nedenlerle itiraz haklarını kullanamadı. Kimi yeterince bilgilendirilmedi, kimi ise hukuki süreçleri takip edemedi, kimi de devletin yaptığı tespitin doğru olduğuna inanarak sessiz kaldı.

*Bedeli ağır oldu

Aradan geçen yıllar içerisinde bu sessizliğin bedeli ağır oldu. Dedelerinden kalan, yıllardır ekip biçtikleri, üzerinde zeytin, ceviz, keçiboynuzu, narenciye veya başka ürünler yetiştirdikleri araziler bir anda “orman sınırları içerisinde” kabul edilmeye başlandı. Tapulu ya da zilyetlikle kullanılan birçok alan hakkında davalar açıldı. İnsanlar bir sabah uyandıklarında kendilerini devletle karşı karşıya buldular.

Bugün Türkiye’nin farklı bölgelerinde binlerce orman köylüsü mahkeme kapılarında hakkını arıyor. İşin en dikkat çekici tarafı ise birçok davada bilirkişi raporlarının köylü lehine sonuçlar ortaya koymasıdır. Uzman incelemeleri, söz konusu alanların uzun yıllardır tarımsal faaliyetlere konu olduğunu, fiilen orman vasfı taşımadığını veya geçmiş uygulamalarda ciddi hatalar bulunduğunu göstermektedir. Buna rağmen vatandaşlar yıllarca süren dava süreçleriyle karşı karşıya kalmaktadır.

Oysa devlet bu sorunun farkındadır. Bu nedenle ilgili yasal düzenlemeler yapılmış, özellikle kanunun 14’üncü ve 15’inci maddeleriyle mağduriyetlerin giderilmesine yönelik önemli hükümler getirilmiştir. Bu maddelerin amacı açıktır. Geçmişte oluşan haksızlıkları düzeltmek, fiili durumları dikkate almak ve vatandaş ile devlet arasındaki ihtilafları makul şekilde çözmek.

*Kanunun varlığı yetmiyor…

Ancak mesele yalnızca kanunun varlığı ile ilintili değildir. Asıl mesele, kanunun nasıl uygulandığıdır. Bugün birçok köylünün dile getirdiği temel şikâyet, yasal düzenlemelerin ruhuna uygun hareket edilmemesi, genelgelerin dar yorumlanması ve bazı uygulamalarda kanunun etrafından dolaşılmaya çalışılmasıdır. Hukukun amacı vatandaşın mağduriyetini gidermekken, bazen şekilcilik ve bürokratik yorumlar nedeniyle sorunlar daha da büyümektedir. Daha da önemlisi, ortaya çıkan belirsizlik ortamı bazı rant çevrelerinin işine yaramaktadır. Yıllardır toprağıyla geçinen köylü hak mücadelesi verirken, ekonomik ve siyasi güce sahip çevreler süreçlerden daha avantajlı çıkabilmektedir. Adalet duygusunu zedeleyen de tam olarak budur.

*Köylünün katkısı asla tartışılmaz…

Unutulmamalıdır ki orman köylüsü, ormanın düşmanı değil en yakın koruyucusudur. Türkiye’de ormanların bugüne kadar ayakta kalmasında, yangınlarla mücadelede, kaçak kesimlerin önlenmesinde ve doğal yaşamın korunmasında orman köylüsünün katkısı tartışılmazdır. Ormanın içinde yaşayan, geçimini topraktan sağlayan insanlar dışlanırsa, sürdürülebilir orman yönetimi de zarar görür.

Bu nedenle yapılması gereken yeni mağduriyetler üretmek olmamalıdır. Aksine mevcut mağduriyetleri gidermek esas alınmalıdır. Kanunun 14’üncü ve özellikle 15’inci maddesi eksiksiz ve hakkaniyetli şekilde uygulanmalıdır. İdareler yorum yaparken kanunun tam yanında ve amacını da dikkate alarak işlem yapmalıdır. Genelgeler vatandaşın önüne engel olarak konmak yerine çözüm odaklı konulmalıdır. Mahkemelerde ortaya çıkan teknik ve bilimsel raporlar görmezden gelinmemelidir.

*Toplumsal barışı güçlendiren çözümler…

Devlet ile vatandaşın karşı karşıya geldiği her dosya aslında bir başarısızlıktır. Başarı, vatandaşın hakkını teslim eden, hukuki güvenliği sağlayan ve toplumsal barışı güçlendiren çözümler üretmektir. Bugün orman köylülerinin talebi ayrıcalık olmayıp resmen bir haktır ve bu hakların devlet tarafından teslim edilmesi elzemdir.

Orman köylülerinin istedikleri şey yalnızca adalet, hukukun doğru uygulanması ve yıllardır emek verdikleri topraklar üzerindeki haklarının hakkaniyetle değerlendirilmesidir.

Kanun çıkarmak önemlidir. Ancak daha önemlisi, çıkarılan kanunun ruhuna sadık kalmaktır.

Eğer 15’inci madde gerçekten harfiyen uygulanırsa, bugün mahkeme koridorlarında yıllarını harcayan binlerce köylünün sorunu önemli ölçüde çözülecektir. O zaman kazanan yalnızca köylü olmaz, hukuk devleti, sosyal adalet ve kamu vicdanı da kazanır…

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.