Zeydan Karalar başkan, en kısa zamanda görevine iade edilmelidir…

dogan-suslu-kose MEDYATİK BAKIŞ

Doğan SÜSLÜ

 

e-mail:medyatikbakis@hotmail.com

Bir kentin kaderi, o kentin seçmeninin sandıkta verdiği kararla şekillenir. Demokrasinin en temel ilkelerinden biri de budur. Vatandaş oy verir, temsilcisini seçer ve belirli bir süre için yönetme yetkisini ona emanet eder. Bu yetkinin kaynağı ne siyasi partilerdir ne de bürokratik mekanizmalardır. Muhatap, doğrudan doğruya millettir.

*Seçmen iradesi

Adana’da yaşanan tartışmalar tam da bu noktada önem kazanıyor. Zeydan Karalar, Adana halkının oylarıyla seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanıdır. Hakkındaki iddialar nedeniyle yürütülen hukuki süreç boyunca tutuklu kalmış, daha sonra tahliye edilmiştir. Ancak tahliye edilmiş olmasına rağmen görevine dönüşünün gecikmesi, sadece bir kişiyle ilgili bir mesele olarak değerlendirilemez. Çünkü burada tartışılan konu, aynı zamanda Adana seçmeninin iradesinin ne ölçüde hayata geçirildiğidir.

Demokratik sistemlerde seçilmiş yöneticilerle ilgili hukuki süreçler elbette işletilebilir. Kimse hukukun üstünde olamaz. Ancak hukukun temel amacı cezalandırmak yerine adaleti tesis etmek olmalıdır. Bu nedenle, hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmayan seçilmiş bir yöneticinin görevinden uzak kalmasının yarattığı sonuçlar da dikkatle değerlendirilmelidir.

Bugün Adana’da pek çok kişinin dile getirdiği kaygı tam olarak budur. Kent yönetiminde yaşanan belirsizliklerin, yatırım süreçlerini ve hizmetlerin işleyişini etkilediği yönünde ciddi eleştiriler bulunmaktadır. Belediye tarafından yürütülmesi planlanan bazı projelerin, finansman ve kredi süreçlerinin yavaşladığı ya da askıya alındığı iddiaları kamuoyunda sıkça konuşulmaktadır. Eğer bu durum doğruysa, ortaya çıkan maliyet yalnızca bir siyasetçiye mal edilemez ve doğrudan doğruya Adana’da yaşayan milyonlarca insanın maliyeti olarak kabul edilir.

*Egemenlik milletin ise gereği yerine getirilmelidir…

Adana genelinde kaybedilen her gün, tamamlanamayan bir altyapı yatırımı, geciken bir ulaşım projesi, ertelenen bir sosyal hizmet anlamına gelebilir. Bu nedenle mesele sadece CHP’nin ya da Zeydan Karalar’ın meselesi olmaktan çıkmıştır. Mesele, oy kullanarak tercih yapan Adana seçmeninin iradesinin ne ölçüde karşılık bulduğu meselesidir.

Anayasa’nın girişinde ve Cumhuriyet’in temel felsefesinde yer alan “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü, yalnızca duvarları süsleyen bir cümle olmamalıdır. Bu ilke, seçim sonuçlarına ve seçmen tercihine saygıyı da zorunlu kılar. Hukuki engeller ortadan kalkmışsa ve görevin sürdürülmesine ilişkin hukuken aşılmaz bir durum bulunmuyorsa, seçilmiş yöneticilerin görevlerine dönmeleri demokratik meşruiyet açısından önem taşır. Türkiye’nin son yıllarda en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri, hukukun yalnızca tartışıldığı örnekler olmamalı, güven verdiği örneklerin de çoğalması gerekir.

Kamuoyu, sürekli olarak hukuk ihlali iddialarını, uzun süren davaları ve tartışmalı kararları konuşuyor. Oysa toplumun beklentisi, hukukun gerektiğinde hızlı, adil ve tutarlı biçimde işlediğini gösteren örnekler de görebilmektir. Adana’daki süreç bu açıdan da önem taşımaktadır.

Öte yandan Türkiye’nin demokratik standartları ve hukuk devleti performansı yalnızca içeriyle sınırlı olmayıp dışarıda da yakından izlenmektedir. Avrupa’daki kurumlar, uluslararası kuruluşlar ve yabancı kamuoyu, yerel demokrasiye ilişkin gelişmeleri dikkatle takip etmektedir. Türkiye’nin hukuk devleti konusunda yeni soru işaretleriyle anılması, ülkenin itibarına katkı sağlamamaktadır.

*Seçmen iradesi ile inatlaşmak

Siyaset bazen rekabet, bazen mücadele, bazen de uzlaşma sanatıdır. Ancak seçmenin iradesiyle inatlaşmanın hiçbir siyasi iktidara uzun vadede kazanç sağlamadığı da tarihin gösterdiği bir gerçektir. Adana seçmeninin tercihine ilişkin tartışmaların uzaması, siyasi maliyetleri artırabilir ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştirebilir.

Sonuç olarak mesele bir kişinin makamı olmaktan çoktan çıkmıştır. Konu, Adana halkının sandıkta ortaya koyduğu iradenin ne ölçüde karşılık bulduğu; kentin hizmet alıp alamadığı; demokrasinin ve hukukun vatandaşın gözünde ne kadar güven üretebildiğidir.

Eğer gerçekten egemenlik kayıtsız şartsız milletinse, o zaman milletin iradesinin de gecikmeden ve eksiksiz biçimde hayata geçmesi gerekir.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.