Doğan SÜSLÜ
e-mail:medyatikbakis@hotmail.
Devlet kurumlarında görevler değişir.
Makamlar gelir geçer.
Atamalar yapılır, görevler devredilir.
Ancak kimi isimler vardır ki görev yaptıkları şehirlerde yalnızca resmi bir unvan olarak anılmazlar, bıraktıkları izlerle de anılırlar.
İskenderun Emniyet Müdürü Nevzat Güneş de şüphesiz bu isimlerden biridir.
Altı yılı aşkın bir süredir İskenderun’da görev yapan Nevzat Güneş, geride sadece tamamlanmış bir görev süresi bırakmadı aynı zamanda vatandaşın hafızasında yer etmiş, çıtası oldukça yükselmiş güçlü bir hizmet dönemi bıraktı.
Bugünlerde kamuoyunda en çok konuşulan konu ise yıllık izindeyken il içi atama tasarrufuyla görevden alınarak boşa düşürülmesi oldu.
Burada altı çizilmesi gereken önemli bir husus bulunmaktadır.
Söz konusu tasarruf, Hatay ili içerisindeki idari bir uygulamadır. Bu süreçte İçişleri Bakanlığı’nın doğrudan bir müdahalesi veya özel bir tasarrufu görünmüyor gibi…
*Devlet hafızası güçlüdür…
Atamalar devletin doğal işleyişinin bir parçasıdır. Ancak kamuoyunda dikkat çeken nokta, altı yılı aşkın süre, başarıyla görev yapmış bir emniyet müdürünün izin dönüşü beklenmeden böyle bir süreçle karşı karşıya kalmış olmasıdır.
Elbette devlet hafızası güçlüdür.
Bir ilçede, hele ki stratejik öneme sahip bir şehirde altı yılı aşkın süre aynı görevde kalabilmek sıradan bir durum sayılmaz.
Bu durumun, devletin ilgili birimlerinin ve yetkili makamlarının görev süresi boyunca ortaya konulan çalışmaları dikkatle takip etmeleri ve elde edilen sonuçları olumlu değerlendirmeleri sayesinde mümkün olabildiğini düşünmek yanlış olmayacaktır.
Çünkü kamu yönetiminde süreklilik, çoğu zaman performansın da bir göstergesi olarak kabul edilir.
*Şehir merkezinde çakılı kalmadı…
Nevzat Güneş’in görev yaptığı yıllarda İskenderun’da emniyet-vatandaş ilişkilerinin güçlenmesi adına önemli çalışmalar gerçekleştirildi.
Sadece şehir merkezine çakılı kalmadı. Varoşlarda, tepe mahallelerinde ve ulaşılması zor bölgelerde de huzur ve asayiş hizmetlerinin hissedilmesi için büyük gayret gösterdi.
Kapısı vatandaşa açık bir yönetim anlayışı benimsedi.
Kurumlarla, sivil toplum kuruluşlarıyla, muhtarlarla, basın mensuplarıyla ve toplumun her kesimiyle iletişim kanallarını sürekli canlı tuttu.
İade-i ziyaretlere verdiği önem, kurumsal nezaketi ve insan ilişkilerindeki samimiyeti, birçok kesimin takdirini kazandı.
*”Allah bilsin yeter” anlayışı…”
Sosyal sorumluluk alanında da dikkat çeken çalışmalar yürüttü.
Özellikle engelli ve zihinsel engelli bireylere yönelik destek çalışmaları ile öğrenciler için gerçekleştirilen bazı projeler, yerel basında da yer aldı. Bu çalışmaların kamuoyuna yansıması, benzer yardım ve dayanışma faaliyetlerini teşvik etmesi bakımından ayrıca değerliydi.
Bununla birlikte, ihtiyaç sahibi vatandaşlara kendi imkânlarıyla yaptığı birçok maddi yardımın bilinmesini istemediği yakın çevresince sıkça dile getirildi.
Kendi maaşından ve çalışan eşinin maaşından ayırdığı kaynaklarla yaptığı desteklerin önemli bir kısmı hiçbir zaman kamuoyuna duyurulmadı.
Belki de bu nedenle yapılan yardımların büyüklüğünden çok, samimiyet, yapılan hayrın, reklamsız sessiz sedasız sadece Allah’ın bilmesinin yeterli olacağı mantığı insanların hoşuna gitti.
*Yönetim anlayışı
Teşkilat içerisindeki yönetim anlayışı da ayrıca dikkat çekiciydi.
Görevini hakkıyla yapan personele sahip çıkan, çalışanını koruyan ve destekleyen bir yönetici oldu.
Ancak görev sorumluluğunu ihmal edenler karşısında da disiplinli ve tavizsiz duruşunu korudu. Büyük başarısı çoğu zaman birilerini rahatsız edip, onlarda hazımsızlık yarattı…
İyi niyet ile kamu disiplini arasındaki dengeyi kurabilen yöneticiler her zaman kolay yetişmiyor.
Bugün henüz bir veda gerçekleştirmiş sayılmaz.
Yeni görev yeri açıklandığında ve ayrılık vakti geldiğinde İskenderun’un nasıl bir tablo ortaya koyacağını tahmin edenlerdenim…
Çünkü bazı uğurlamalar protokol gereği yapılır.
Bazı uğurlamalar ise içten gelen bir sesle, gönüllü yapılır.
Ben inanıyorum ki Nevzat Güneş’in vedasında, gönüllüler bir biriyle yarışacaktır.
*Bu şehrin insanları hakkı teslim etmeyi bilir…
Bu şehrin insanları emeği gördüğünde hakkını teslim etmeyi bilir.
Vefayı da bilir.
Yıllardır canla başla hizmet ettiğine inandıkları müdürlerini uğurlamak için yediden yetmişe birçok insanın kendiliğinden bir araya gelmesi kimseyi şaşırtmamalıdır.
Çünkü gönüllerde yer edinmenin resmi bir makamı yoktur.
Görevler değişebilir.
Unvanlar değişebilir.
Hatta insanlar bir süreliğine görev bekleyebilir.
Ancak sevgi, saygı ve vefa duygusu hiçbir idari tasarrufla ortadan kaldırılamaz…
Nevzat Güneş bugün yeni görevini bekliyor olabilir.
Ancak görünen odur ki İskenderun halkının gönlündeki yeri çoktan belli olmuştur.
Bu yüzden kendisine henüz “güle güle” demiyoruz.
Sevgili müdürüm, yeni görevin belli olsun, veda vakti bir gelsin bakalım.
O gün ortaya çıkacak sevgi ve vefa tablosunun sadece Nevzat Güneş’e yönelik olmadığı, emeğin, dürüstlüğün ve kamu hizmetine adanmışlığın hâlâ karşılık bulduğunu sanırım herkes görecektir.
Böylesi bir tablo ayrıca hepimize hiç şüphesiz birer mesaj olacaktır…




